Bu Galibiyet Bir Reçete mi, Yoksa Ağrı Kesici mi?

Öncelikle takımı ve teknik heyeti, bu önemli galibiyetten dolayı tebrik ediyorum.

Kayserispor ve Manisaspor mağlubiyetleriyle sarsılan temsilcimiz, denk rakibi İstanbulspor karşısında aldığı 3-2’lik kritik galibiyetle kötü gidişata şimdilik dur dedi. Üstelik 2-0 geriye düştüğü bir karşılaşmayı çevirmek; takımın moral kazanması, oyuncuların özgüvenini yeniden bulması ve camianın biraz olsun nefes alması açısından son derece değerliydi.

Ancak futbolda bir galibiyeti yalnızca tabeladaki skor üzerinden değerlendirmek, sahadaki gerçekleri görmezden gelmek olur.

Şimdi asıl soru şu:

Vanspor bu galibiyetle yeni bir çıkışın kapısını mı araladı, yoksa sadece geçici bir nefes mi aldı?

Skor Güzel, Oyun Hâlâ Sorgulanmalı

Teknik Direktör Murat Yıldırım ve öğrencileri karşılaşmaya istediği başlangıcı yapamadı.

Maçın ilk bölümünde hem savunmada hem de hücumda yine beklentilerin gerisinde kalan bir Vanspor izledik. Özellikle savunma hattındaki bireysel hatalar,  İstanbulspor’a geniş alanlar bıraktı.

Bunun sonucunda da kalemizde iki gol gördük ve 2-0 geriye düştük.

Fakat burada Vanspor’un hakkını teslim etmek gerekiyor.

Takım, 2-0’dan sonra oyundan kopmadı. Mücadeleyi bırakmadı, rakibin savunmadaki zaaflarını iyi ve hatasını iyi değerlendirdi ve kısa süre içerisinde skoru 2-2’ye getirdi.

İşte bu reaksiyon, karşılaşmanın belki de en önemli kazanımıydı.

Çünkü kötü giden bir maçta geri adım atmamak, skora teslim olmamak ve mücadele gücünü korumak, bir takımın karakteri açısından önemlidir.

ilk yarıda geriden gelerek skoru 2-2 yapmak elbette önemli ama bu saha içindeki, zayıf rakip karışısında yetersiz futbolun ve eksikliklerin üzerini örtememeli. Kale, savunma güvenliği, pas bağlantıları, orta saha ile savunma arasındaki mesafe ve hücum organizasyonundaki eksiklikler hâlâ üzerinde çalışılması gereken başlıklar olarak karşımızda duruyor.

Umarım teknik heyet de bu eksiklikleri bizim gördüğümüz kadar net görüyordur.

İkinci Yarının Başında Reaksiyon, Son Bölümde Alarm

Soyunma odasından ilk yarıya nazaran daha istekli dönen Vanspor, ikinci yarının başında bulduğu golle 3-2 öne geçti.

Skor avantajı temsilcimize önemli bir psikolojik üstünlük sağladı. Ancak oyunun kontrolünü tamamen elimize aldığımızı söylemek mümkün değil.

Özellikle karşılaşmanın son bölümünde İstanbulspor’un geliştirdiği ataklar ciddi soru işaretleri oluşturdu.

Rakibe gereğinden fazla pozisyon verdik.

Kaçan penaltı ve değerlendirilemeyen fırsatlar Vanspor adına önemli birer şanstı. Fakat burada objektif olmak gerekiyor:

Rakibin fırsatları değerlendirememesi, bizim yaptığımız savunma hatalarını ortadan kaldırmaz.

Bugün rakip beceriksizliğinin kurbanı oldu. Ama yarın karşımıza daha üretken ve daha dirençli bir takım çıktığında, aynı hataların bedeli çok daha ağır olabilir.

Bu nedenle 3-2’lik galibiyetin sevincini yaşarken, maçın bize gösterdiği eksikleri de görmezden gelmemeliyiz.

Mücadele Başka, Oyun Başka

Pes etmeyen, skor ne olursa olsun maçın içerisinde kalmayı başaran bir takım görüntüsü elbette değerlidir.

Fakat hedef büyütülecekse yalnızca mücadele gücüyle yetinmek mümkün değil.

Asıl hedef; oyuna hükmeden, temposunu rakibe kabul ettiren, savunmada güven veren ve hücumda ne yaptığını bilen bir takım kimliği oluşturmak olmalı.

Bunun yolu da bireysel performanslardan çok takım oyunundan geçiyor.

Pas bağlantılarının güçlenmesi, savunma konsantrasyonunun artırılması, orta saha ile savunma arasındaki kopukluğun giderilmesi ve hücumdaki organizasyonun daha belirgin hâle gelmesi gerekiyor.

Elbette sezonun başındayız.

Yeni transferlerin takıma uyum sağlaması, oyuncular arasındaki iletişimin gelişmesi ve teknik ekibin oyun anlayışını sahaya daha net yansıtması zaman alabilir.

Bunu kabul etmek gerekir.

Ancak “sezon başı” ifadesini, belirgin eksikleri görmezden gelmenin gerekçesi hâline de getirmemeliyiz.

Çünkü gerçek gelişim, sadece kazanılan maçlarla değil, kazanılan maçların ardından yapılan doğru analizlerle mümkündür.

Şimdi Sıra O Nefesi Güce Dönüştürmekte

Peş peşe gelen mağlubiyetlerin ardından İstanbulspor galibiyeti Vanspor’a gerçekten ilaç gibi geldi.

Taraftarın yüzü güldü, camianın üzerindeki baskı bir nebze olsun azaldı. Fakat futbolda tek bir maç kazanmakla kazanma alışkanlığı oluşturmak arasında büyük bir fark var.

Şimdi önümüzde kritik bir Mardin deplasmanı, ardından da Batman karşılaşması bulunuyor.

İşte bu maçlar, İstanbulspor karşısında alınan galibiyetin gerçek bir çıkışın başlangıcı mı, yoksa geçici bir rahatlama mı olduğunu gösterecek.

Özellikle Mardin deplasmanı öncesi yakalanan moralin sahaya ne ölçüde yansıyacağını görmek açısından önemli bir sınav olacak.

Vanspor bu karşılaşmada yalnızca üç puan için değil, oyun kimliğini ortaya koymak için de sahaya çıkmalı.

Çünkü artık mesele sadece kazanmak değil.

Nasıl kazandığımız da önemli.

 

Üç Puan Cebimizde, Ya Oyun?

İstanbulspor karşısında 2-0’dan dönmek elbette küçümsenecek bir başarı değil.

Bu geri dönüş, takımın mücadele gücünü ve pes etmeyen karakterini gösterdi.

Ama diğer taraftan şu soruyu da sormaktan kaçınmamalıyız:

2-0’dan dönmek bizim bir yeteneğimiz miydi, yoksa İstanbulspor’un ikramı mı?

Bu sorunun cevabını tek bir maç üzerinden vermek mümkün değil.

Asıl cevap, bundan sonraki karşılaşmalarda ortaya çıkacak.

Üç puan cebimizde.

Moralimiz yerinde.

Ancak sahadaki oyun hâlâ soru işareti?

İstanbulspor maçı bize ihtiyacımız olan nefesi aldırdı. Şimdi önemli olan, o nefesi sürdürülebilir bir güce dönüştürmek.

Çünkü ağrı kesici ağrıyı dindirir; reçete ise sorunun kaynağını tedavi eder.

Vanspor’un ihtiyacı olan da yalnızca bir galibiyetlik rahatlama değil, kalıcı bir oyun ve istikrarlı bir başarı reçetesidir.

Şimdi sıra Mardin’de.

Üç puan güzel…

Peki ya oyun?

Cevabını sahada göreceğiz.

Temsilcimiz Vanspor’a Mardin deplasmanında başarılar diliyorum.

Kalın sağlıcakla.

Rıdvan Can Star Van Haber – Spor’un Sesi

Benzer Videolar