
Bu Maç Futbolla Değil, Hakem Kararlarıyla Hatırlanacak
İlk 45 Dakika Umut Veren Futbol, İkinci Yarı Hüsran

Hakem Kararları Maça Damgasını Vurdu
Vanspor – Ümraniyespor karşılaşmasının ardından skor tabelasından çok, sahada verilen ve verilmeyen kararlar konuşuldu. Bir gol vardı, sayılmadı…
Düdükler sustu, oyun durmadı… Fauller es geçildi, kartlar havada kaldı…
Karşılaşma boyunca ortaya konan futbol, hakem kararlarının gölgesinde kaldı. Mücadelenin önüne geçen bu yönetim, sahadaki emeği ikinci plana itti.
Futbol Değil, Düdükler Ön Plandaydı
90 dakikalık mücadeleye genel bir çerçeveden bakıldığında, oyunun kaderini belirleyen asıl unsur sahadaki futbolcular değil, maçı yöneten hakemler oldu. Hakem yönetimi tek bir pozisyonla sınırlı kalmadı; maçın geneline yayılan bir standart sorunu ortaya çıktı.
Kritik anlarda çalınmayan düdükler, benzer pozisyonlarda uygulanan farklı kararlar ve oyunun temposunu doğrudan etkileyen tercihler Vanspor’un oyun planını sekteye uğrattı. Bu tablo, sadece bir maçın değil, alın teriyle verilen mücadelenin de tartışılır hâle gelmesine neden oldu.
Vanspor zaman zaman oyunun kontrolünü eline almak isterken, yaşanan her kararsızlık sahadaki güven duygusunu zedeledi. Futbolcular neye itiraz edeceklerini, neyin faul sayılacağını kestiremez hâle geldi. İşte tam da bu noktada futbol geri planda kaldı; düdükler, kararlar ve soru işaretleri ön plana çıktı.
Emeğin Karşılığı Bu mu?
Bu haftaki köşe yazıma, Vanspor – Ümraniyespor maçının önüne geçen hakem kararlarıyla başlamak kaçınılmazdı. Çünkü bu karşılaşma, yalnızca bir puan mücadelesi değil; adalet duygusunun da sınandığı bir 90 dakika olarak hafızalara kazındı.
Futbolun konuşulması gereken bir maçta, hakem yönetimini konuşuyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir.
Vanspor’un ihtiyacı olan şey; eşit, adil ve tutarlı bir yönetim. Çünkü bu ligde mücadele sadece rakibe karşı değil, zaman zaman düdüklere karşı da veriliyor.
Maça değinecek olursak;
Taraftarının müthiş desteğini arkasına alarak maça fırtına gibi başlayan bir Vanspor vardı. Özellikle ilk 45 dakikalık bölümde ortaya konan mücadele, oyun disiplini ve kazanma arzusu, sahada doğru bir planın ve yüksek konsantrasyonun izlerini taşıyordu. Golsüz sona eren ilk yarının ardından, tribünlerde ve sahada hâkim olan duygu ortaktı: Bu oyun ikinci yarıya da yansırsa galibiyet kaçınılmazdı.
Ancak futbol, beklentilerle değil sahadaki devamlılıkla kazanılıyor. Ne yazık ki Vanspor, ikinci yarıya ilk yarının aksine tutuk ve dağınık başladı. Oysa ilk yarıda kusursuza yakın bir performans sergileyen temsilcimizin, oyunun kontrolünü elinde tutarak tempoyu artırmasını ve maç sonunda farklı bir skorla sahadan galip ayrılmasını bekleyenlerdendim. Belki de sezonun en rahat galibiyetlerinden biri olarak görülen bu karşılaşmadan, 1-0’lık mağlubiyetle ayrılmak hem sahadaki emeğin hem de tribündeki inancın karşılıksız kalması anlamına geldi. Vanspor, umut veren bir ilk yarının ardından haftayı puansız kapatarak taraftarını büyük bir hayal kırıklığıyla baş başa bıraktı.
Kırılma Anı: Ivan Cedric’in İptal Edilen Golü
Karşılaşmanın en net ve en çok tartışılan pozisyonu ise Ivan Cedric’in ofsayt gerekçesiyle iptal edilen golü oldu. Tribünlerin ayağa kalktığı, Vanspor’un özellikle ilk 45 dakikalık bölümde oyun üstünlüğünü tamamen eline aldığı o an, bir düdükle kesildi. Pozisyonun tekrarları, kararın ne kadar tartışmaya açık olduğunu gözler önüne sererken, bu iptal maçın kırılma anı olarak hafızalara kazındı. Eğer o gol geçerlilik kazansaydı, bugün sahada çok daha özgüvenli, oyunu domine eden ve sonucu lehine çeviren bir Vanspor’dan söz ediyor olabilirdik. Ancak olmadı. Maçın dengesi bozuldu, psikolojik üstünlük el değiştirdi ve Vanspor bir kez daha kararların gölgesinde kalan bir 90 dakika yaşadı.
Hakemi Konuşuyoruz Ama Asıl Soruyu Es Geçiyoruz
Tamam…
Hakem hatalarını konuşalım, tartışalım, hatta günlerce yazalım. Bunda kimsenin itirazı yok.
Ama asıl soruyu da cesaretle sormak zorundayız:
Vanspor, ilk yarıda ortaya koyduğu o üst düzey futbolu ikinci yarıda neden sahaya yansıtamadı?
İlk 45 dakikada kusursuza yakın bir Vanspor vardı. Alanı doğru kullanan, topa hükmeden, oyunu yönlendiren, rakibi kendi yarı sahasına hapseden bir takım izledik. Tempo vardı, pres vardı, cesaret vardı.
Peki sonra ne oldu?
İkinci Yarı:
Kazanmak İçin Ne Yaptık?
İkinci yarıya çıkan Vanspor, sanki skoru korumaya çıkan bir takım görüntüsü verdi. Oysa bu maç, kazanılması gereken bir maçtı.
Galibiyet için ne yaptık?
Risk aldık mı?
Oyunu rakip sahaya yıktık mı? Skoru değiştirecek hamleleri zamanında yaptık mı?
Bu soruların cevabı ne yazık ki net değil.
Bir Parantez: Hasan Bilal’e Açalım;
Yazının sonunda Hasan Bilal’e ayrı bir parantez açmak şart.
Vanspor’da uzun bir aranın ardından ilk 11’de forma şansı bulan Hasan Bilal, sahada kaldığı süre boyunca maçın en etkili ismiydi. Oyun aklını doğru kullanan, topu yönlendiren ve takımını ileri taşıyan performansıyla özellikle ilk yarıda oynanan futbolun mimarlarından biri oldu.
Ivan Cedric’in iptal edilen golünde yaptığı akıl dolu pas, maçın en net futbol anlarından biriydi. Bu pozisyon, Hasan Bilal’in oyuna ne kadar hazır olduğunu bir kez daha gösterdi.
Sahada kaldığı her dakika fark yaratan, sorumluluk alan ve oyunun temposunu belirleyen bir isimdi.
Bu nedenle bu maçta “maçın adamı” denilecekse, Hasan Bilal için bu tanımı kullanmak yanlış olmaz.
Bu duygu ve düşüncelerle temsilcimiz Vanspor’a, İstanbulspor deplasmanında yürekten başarılar diliyoruz.
Kalın sağlıcakla.
Rıdvan Can Star Van Haber – Spor’un Sesi
