Futbolda bazı beraberlikler vardır; skorbordda bir puan yazar ama insana mağlubiyet kadar ağır gelir. Çünkü kaybedilen yalnızca iki puan değil, kazanılması gereken bir maçın fırsatıdır. Her beraberlik başarı değildir. Özellikle rakibin üzerine baskı kurduğun, kazanmanın şart olduğu bir maçta iki puanı sahada bırakıyorsan, bunu “Bir puan aldık.” diyerek geçiştiremezsin. Orada iki puan kaybedilmiştir.
Çünkü lig, sezon sonunda bu küçük görünen hesapların toplamıdır.
Bugün önemsiz sandığın iki puan, yarın hedeflerinin önüne çıkabilir. Bu zirve yarışı olabilir, bu play-off mücadelesi olabilir ya da ligde kalma mücadelesi de olabilir. O yüzden kaybedilen her puanın ayrı bir değeri vardır.
Puan tablosu ise mazeret kabul etmez.
Yarın kimse, “Bir puan aldık.” diye bakmayacak. Soru çok daha net olacak:
“Bu maçı neden kazanamadık?”
Asıl mesele de burada.
Beraberliğe razı olmak başka, beraberliğin nedenini sorgulamak başka. Hedefi olan takım, eline geçen fırsatı değerlendirmek zorundadır.
Çünkü bugün “Bir puan.” diye teselli olduğun maç, yarın “İki puanı neden bıraktık?” diye başını duvarlara vurduğun bir karşılaşmaya dönüşebilir.
Başlıkta da belirttiğim gibi: “Bugünün beraberliği, yarının pişmanlığı olmasın.”
Keçiörengücü karşısında 84. dakikada gelen gol, Vanspor’u mağlubiyetten kurtardı ve haneye bir puan yazdırdı. Ancak o gol, ortaya çıkan acı gerçeği değiştirmiyor: Vanspor, kendi sahasında mutlaka kazanması gereken bir karşılaşmada iki puanı bıraktı.
Bugün, “En azından bir puanı kurtardık.” diyerek teselli bulmak kolay. Fakat sezon sonunda kimse o gün kurtarılan tek puanı hatırlamayacak.
Muğla deplasmanında sahaya yansıyan o iyi mücadelenin ardından açık konuşmak gerekirse Keçiören maçından umutluydum. Maça iyi başladık peş peşe pozisyonlarda buldu. Nitekim karşılaşmanın ilk 20 dakikası bu beklentiyi fazlasıyla karşılıyordu. Rakibe önde basan, topa daha fazla sahip olan ve özellikle çiçeği burnunda yeni transferlerimiz Yenne ve Alvaro henüz maçın başında önemli gol pozisyonlar bulan bir Vanspor vardı. Tribünleri heyecanlandıran bu görüntü, herkese “Bugün farklı olacak.” duygusunu verdi.
Ancak futbol 20 dakikadan ibaret değil.
Temponun düşmesiyle birlikte Vanspor’un baskısı azaldı ve müsabakanın belli bölümlerinde oyunun kontrolü ara ara rakibe geçti. İlk yarının son bölümünde gelen gol ise bütün dengeleri bozdu. Soyunma odasına yalnızca skor olarak değil, oyun ritmi açısından da geriye düşmüş bir takım görüntüsüyle girdik.
İkinci yarıda güçlü bir geri dönüş bekledik.
Puan kaybına tahammülü olmayan Vanspor’un oyunu rakip yarı alana yıkmasını, baskıyı artırmasını ve “Bu maçı kazanacağım.” mesajını net biçimde vermesini istedik. Fakat beklediğimiz reaksiyon bir türlü gelmedi. Vanspor zaman zaman rakip kaleye gitmeye çalışsa da oyunu tamamen domine eden, rakibini kendi sahasına hapseden ve galibiyet için bütün gücüyle yüklenen bir takım görüntüsü ortaya koyamadı.
Burada kabul etmemiz gereken net bir gerçek var:
Vanspor, sadece iyi başladığı dakikalarda değil, 90 dakika boyunca oyunun içinde kalmak zorunda.
Ligin ilk haftalarının ardından yapılması gereken transferler yapıldı ve alternatifli bir kadro oluşturuldu. Bu nedenle “Kadro dardı.”, “Oyuncu eksikti.” gibi gerekçelerin arkasına sığınmak artık kolaycılık olur. Geniş kadronun avantajı tam da böyle kritik maçlarda ortaya çıkmalıdır.
Vanspor’un bu saatten sonra artık sahada net bir oyun kimliği ortaya koyması gerekiyor. Hangi rakiple oynarsa oynasın, özellikle kendi sahasında oyunun kontrolünü eline alan, mücadele gücü yüksek ve kazanmayı isteyen bir takım görüntüsü vermesi gerekiyor.
Çünkü hedef büyükse, mazeretlerin de küçülmesi gerekir.
Vanspor artık iyi başladığı maçları yarım bırakmamalı. Öne geçtiğinde oyunu koparmayı, geriye düştüğünde reaksiyon göstermeyi ve oyunun kontrolünü elinde tutmayı öğrenmeli. Çünkü bu takımın hedefleri yalnızca istatistiklerden ibaret değil.
Bu formanın bir geçmişi var.
Bu şehrin bir beklentisi var.
Ve tribünlerin büyük bir inancı var.
Bugün son dakika golüyle bir puana sevinirken, kaybedilen iki puanı görmezden gelirsek, sezon sonunda o iki puanın ağırlığını çok daha net hissederiz. Çünkü futbolda sezon sonunda kimse, “O gün en azından bir puan aldık.” diye teselli aramaz.
Puan cetveli konuşur.
Ve o cetvelde eksik kalan her puanın bir hesabı vardır.
Keçiörengücü karşılaşması bu nedenle yalnızca kaçan iki puan değildir. Vanspor için ciddi bir uyarıdır. Şimdi yapılması gereken, bu uyarıyı doğru okumak ve bir sonraki maçta aynı hataların tekrarına izin vermemektir.
Çünkü sezon sonunda “keşke” dememek için bugün ders çıkarmak zorundayız.
Bugünün beraberliği, yarının pişmanlığı olmamalı.
Rıdvan Can
Star Van Haber – Spor’un Sesi
MANŞET
12 Eylül 2026MANŞET
12 Eylül 2026GÜNDEM
12 Eylül 2026SPOR
12 Eylül 2026SPOR
12 Eylül 2026SPOR
12 Eylül 2026GÜNDEM
12 Eylül 2026
1
Vanspor İçin Sadece Skor Değil, Oyun Da Düşündürücü
300 kez okundu
2
Gölge Değil, Tanıklık Eden Bir Çınar: Vansesi Gazetesi’nin 89 Yılı
265 kez okundu
3
VANSPOR’DA SESSİZLİK DEVRİ BİTMELİ: BELİRSİZLİK Mİ, UMUT MU?
214 kez okundu
4
Bir Puanın Sevinci mi, İki Puanın Hüsranı mı? Öne Geçmek Yetmiyor: Vanspor Maçı Bitirmeyi Öğrenmeli
210 kez okundu
5
50 Yıllık Vefa: Doğduğu Şehre Dönen Bir Marka, Van’a Verilen En Güzel Söz
176 kez okundu