Bazı acılar vardır ki aradan yıllar geçse de ilk günkü gibi yüreğimizi yakar. Bazı tarihler vardır ki takvim yaprakları değişse de hafızalardan silinmez. 23 Ekim 2011, Van için hiçbir zaman unutulmayacak tarihlerden biridir.
Bundan tam 15 yıl önce Van’da meydana gelen deprem, yalnızca binaları yıkmadı; yuvaları dağıttı, hayalleri yarım bıraktı ve nice ocağa ateş düşürdü. Bir anda hayatlar değişti, aileler sevdiklerinden ayrıldı, umutlar enkazların altında kaldı. Geride tarifsiz bir acı, dinmeyen bir özlem ve hafızalara kazınan derin izler bıraktı.
23 Ekim 2011’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem, Van’ı ve özellikle Erciş’i büyük bir yıkımla karşı karşıya bıraktı. Enkazların başında sevdiklerinden gelecek bir haberi bekleyen insanların gözlerinde umut, yüreklerinde ise tarifsiz bir korku vardı. Herkes bir canın daha kurtarılması için dua ediyor, zamana karşı verilen mücadeleyi endişeyle takip ediyordu.
Henüz ilk depremin yaraları sarılmaya çalışılırken, 9 Kasım 2011’de meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki ikinci deprem, acıyı bir kez daha derinleştirdi. Van, henüz ilk felaketin izlerini silememişken yeni bir yıkımla sarsıldı. Peş peşe yaşanan bu iki deprem, kentimizin hafızasında silinmeyecek yaralar açtı. O gün yalnızca canlarımızı kaybetmedik; nice hayal, umut ve gelecek de yarım kaldı.
Aradan 15 yıl geçti. Van yeniden ayağa kalktı, şehir değişti ve hayat akmaya devam etti. Yıkılan binaların yerine yenileri yapıldı, sokaklar yeniden canlandı. Ancak kaybettiklerimizin yeri dolmadı. Çünkü bazı kayıpların telafisi, bazı acıların tarifi yoktur.
Zaman, acının ilk günkü keskinliğini hafifletebilir ancak sevdiklerimize duyduğumuz özlemi silemez. Bir fotoğraf, bir hatıra ya da sıradan bir an, yıllar önce yaşananları yeniden gözlerimizin önüne getirebilir. Van’da 23 Ekim, işte böyle bir tarihtir. O gün yaşananlar, yalnızca depremi bizzat yaşayanların değil, bu şehrin ortak hafızasının da bir parçasıdır.
Bununla birlikte 23 Ekim, yalnızca kayıplarımızı hatırladığımız bir gün değildir. Aynı zamanda dayanışmanın, fedakârlığın ve insanlığın en zor zamanlarda nasıl ortaya çıktığını gösteren bir tarihtir. Türkiye’nin dört bir yanından Van’a uzanan yardım elleri, enkaz başında gece gündüz demeden çalışan arama kurtarma ekipleri, hiç tanımadığı insanlar için seferber olan gönüllüler ve acıları paylaşarak yaraları sarmaya çalışan vatandaşlarımız, bu hafızanın unutulmaz parçalarıdır.
Felaketin büyüklüğü kadar, felaket karşısında gösterilen dayanışma da hafızalarımıza kazındı. İnsanların en çaresiz anlarında birbirlerine nasıl umut olabildiğini gördük. Bir canı kurtarmak için verilen mücadelenin, uzatılan bir yardım elinin ve paylaşılan bir lokmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anladık.
Bugün geçmişi anarken yalnızca kayıplarımızı hatırlamakla yetinemeyiz. Acılarımızı yâd etmek kadar, benzer acıların yeniden yaşanmaması için sorumluluklarımızı hatırlamak da zorundayız.
Van bir deprem kentidir. Türkiye’nin pek çok bölgesi gibi kentimiz de deprem gerçeğiyle yaşamaktadır. Bu nedenle güvenli yapılar inşa etmek, mevcut binaların dayanıklılığını bilimsel ölçütlerle değerlendirmek, yapı denetimlerini titizlikle yürütmek ve afetlere karşı hazırlıklı olmak hayati önem taşımaktadır.
Depremi önleyemeyebiliriz ancak bilimsel bilgi, doğru planlama, sağlam yapılar ve etkili afet yönetimiyle can kayıplarını azaltabiliriz. İnsan hayatını her türlü çıkarın üzerinde tutmak, yapılaşmada güvenliği esas almak ve toplumun afet bilincini güçlendirmek zorundayız.
Çünkü yaşanan felaketlerden ders çıkarmak, kaybettiklerimize karşı en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Her yıl dönümünde aynı acıyı hatırlamak ve benzer felaketlerin yaşanmamasını dilemek tek başına yeterli değildir. Bu dileği gerçeğe dönüştürmek için gerekli önlemleri almak, ihmallere karşı duyarlı olmak ve güvenli bir gelecek için kararlılıkla çalışmak gerekir.
Unutmamalıyız ki deprem bir doğa olayıdır; ancak bu olayın afete dönüşmesinde yapıların güvenliği, alınan önlemler ve hazırlık düzeyi belirleyici rol oynar. Bilimin ışığında hareket etmek, güvenli yaşam alanları oluşturmak ve afetlere hazırlıklı bir toplum inşa etmek, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hayatını korumak anlamına gelir.
Van depreminin üzerinden 15 yıl geçti. Takvimler değişti, yıllar geride kaldı; ancak 23 Ekim 2011’de yaşananlar hafızalarımızdan silinmedi. Kaybettiklerimizin hatırası, ailelerinin yüreğindeki özlem ve o günün acısı hâlâ içimizde yaşıyor.
Bugün, depremin 15’inci yıl dönümünde hayatını kaybeden 644 vatandaşımızı rahmetle anıyorum. Geride kalan ailelerine sabır diliyor, depremde sevdiklerini kaybeden herkesin acısını yürekten paylaşıyorum.
Dileğim, bir daha hiçbir şehrimizin böylesine büyük bir acıyla sarsılmaması; hiçbir annenin evladını enkaz başında beklememesi, hiçbir çocuğun sevdiklerinden ayrı düşmemesi ve hiçbir ailenin ocağına ateş düşmemesidir.
Bazı tarihler unutulmaz, bazı acılar eskimez. 23 Ekim, Van’ın hafızasında daima yaşayacak. Depremde kaybettiğimiz her can, hatıralarımızda ve dualarımızda yaşamaya devam edecek.
Onları anmanın en anlamlı yolu, yaşananlardan ders çıkarmak, dayanışma ruhunu yaşatmak ve gelecek nesillere daha güvenli bir şehir bırakmaktır. Çünkü kaybettiklerimize duyduğumuz saygının en güçlü göstergelerinden biri, aynı acıların yeniden yaşanmaması için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmektir.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Unutmadık, unutmayacağız.
Rıdvan Can
Star Van Haber
1
İyi Günde Değil, Kötü Günde Vansporlu Olmak!
746 kez okundu
2
Vanspor İçin Sadece Skor Değil, Oyun Da Düşündürücü
338 kez okundu
3
Bir Mağlubiyetten Fazlası: Toparlanmak Zorundayız: Böyle Gitmez!
305 kez okundu
4
Vanspor’un Geleceği Doğru Teknik Dokunuşa Bağlı
292 kez okundu
5
Gölge Değil, Tanıklık Eden Bir Çınar: Vansesi Gazetesi’nin 89 Yılı
283 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.